18 Ağustos 2017 Cuma

Vermeden Emek Olur Mu Yemek


 Merhabalar sevgili arkadaşlar, bugün sizlerle medya ve toplum arasındaki yapay ve çarpık ilişkiden bahsetmek istiyorum.Konu başlığımız da bir deyim, genç kardeşlerimizin kişisel gelişimleri açısından yararlı olacağını düşünüyorum.
           İnsanlar doğası gereği her zaman en hızlı şekilde arzu ettiğine sahip olmak istemişlerdir.Bu sayede lambadan çıkan cin hikayeleri türetilmiştir.Günümüzde tüm sektörler pazarlamada da hızlarından bahsederek önde yer almayı benimsemişlerdir.Hatta bu insanlardaki hızlı sahip olma isteği ve rahat etmek arzusu bilimsel gelişmeleri de tetiklemiştir.Aslında bu arzu ve istek kötü değildir.Kötü olan durum medyanın toplum üzerinde oluşturduğu doyumsuzluk ve aldatmacadır. Medya kuruluşlarının her biri kar amacı güden işletmelerdir ve yaptıkları tüm programlar birer satılması gereken üründür.Reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığıyla da bu birleştiğinde toplum için büyük tehdit oluşturur.Medya size ne isterseniz onu sunar.Dizilerde hesap ödeyenler göremezsiniz, bir şeye sahip olmak için sıkı çalışması gerekenler tasarruf etmesi gerekenler yoktur.Futbolcuların aldığı maaşlardan bahsederler ancak milyonlarca insanın içerisinde sadece belli futbolcuların o maaşları kazandığından bahsetmezler.Şarkıcıları görürsünüz, hep çok kazanırlar, hep şaşalı hayat yaşarlar ama aslında onlarda oralara gelinceye kadar çok büyük emekler verir, çok fazla sayıda insanın içerisinde olabilmek için çoğu ihtiyaçlarından feragat ederler.
           Zaten aklı başında insanlar medya dünyası ile gerçek dünya arasında bağ kurmaya çalışmazlar.Orası bir eğlence,bilgi ve haber platformudur.Olayları değerlendirirken öyle bakmak gerekir.Gerçek hayatta insanlar bir şeye sahip olmak istediklerinde onun için çalışmaları, tasarruf etmeleri, azim etmeleri gerekmektedir.Diziler,filmler,maçlar,tiyatrolar, vb. yayınların amacı bir tema oluşturmak ve topluma ibret olacak şekilde bir mesaj sunmaktır.Bir dizi var yeğen dayısının karısı ile ilişki yaşıyor, olaylar vahim akışta her şey kötü, en son herkesin hayatı kararmış. Bakıyorsun bu olaylar normalleşmeye başlıyor.Topluma zarar veren olaylar ; hırsızlık,uyuşturucu,evlilik dışı ilişkiler, huzur bozucu davranışlar, tecavüz, şiddet, terör ...Bu olaylara karşı medyanın sorumluluğu bunların toplumda oluşturduğu yaraları göstermek ve ders alınmasını tecrübe edilmesini sağlayarak düzene hizmet etmek.Bu durumda bizim kişiler ya da içerikteki prodüksüyon dışında olayların akışına ve sonucuna dikkat etmemiz gerekiyor. Malesef toplumumuz bir ahlak ve kültür çöküşü içerisinde, uyuşturucu kullanım yaşı ve sayısı yükseliyor, evlilik dışı ilişkiler artıyor ve hatta özendiriliyor, hırsızlık konusunda herkes birbiriyle yarışır konuma gelmiş, aile bağları giderek kopuyor ve saygı sevgi ortamı yok oluyor.
         Benim kanaatim bunları aşacak tek kavram EĞİTİM, ama sadece okulda değil, tüm medya ortamlarında, aile içinde, toplum içinde..Bu problemleri çözecek en önemli kişiler Öğretmenler(Sadece maaş karşılığı derse giren çıkanlar değil).Öğretmen bir mum gibidir Etrafı aydınlattıkça kendisi tükenir..Ders konuları dışında da gençlere öğütler vermek, örnek olmak, medya okuryazarlığı eğitimi vermek, gençleri hayata hazırlamak(sadece işe değil) tüm Öğretmenlerimizin başlıca görevidir.Onun dışında toplumdaki seviye düşer Öğretmenin itibarı kalmaz, Nerede sakallı görsek hoca zannederiz, Onun verdiği eğitimde Dört eşlilik caizdir, cihat olsun vb. konulardan fazla ileriye gitmez...
          İnsanlar hangi işi yaparsa yapsın layıkıyla yapmalıdır.Öğretmenin bir görevi mesleki ya da teorik öğretim sunmak, diğer görevi de Eğitim vermek..İkisi olmadı mı aldığınız maaşı hak etmemiş, yaptığınız mesleği layıkıyla yerine getirmemiş olursunuz...

Paylaş

Benzer Yayınlar

Vermeden Emek Olur Mu Yemek
4/ 5
Oleh

Abone Olun!

Yazımı Beğendiniz mi? Abone Olun Yayınları Kaçırmayın.

Fikriniz Önemli, Bizimle Paylaşın